Edebiyat Türk Edebiyatı Dönemleri
Türk Edebiyatı'nın tarihsel gelişimini, dönemlerin genel özelliklerini, sanatçılarını ve Akademik sınavındaki ağırlıklarını detaylı inceleyin.
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
İslamiyet öncesi Türk edebiyatı; sözlü gelenek (koşuk, sagu, sav, destan) ve yazılı eserler (Orhun Abideleri, Uygur metinleri) ile Türk kültürünün en eski edebi mirasını kapsar.
- Sözlü ve yazılı olmak üzere iki ana döneme ayrılır.
- Sözlü dönem ürünleri: koşuk, sagu, sav ve destanlardır.
- Koşuklar, sığır ve şölen törenlerinde kopuz eşliğinde söylenir.
Divan Edebiyatı
İslam kültürü etkisinde gelişen, aruz ölçüsü, beyit esası ve süslü Osmanlı Türkçesinin egemen olduğu...
- Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların yoğun olduğu, Osmanlı Türkçesiyle yazılan sanatlı ve ağır bir dildir.
- Nazım birimi genellikle beyittir; kaside, gazel, mesnevi, kıt'a, rubai ve tuyuğ gibi nazım şekilleri kullanılır.
- Aruz ölçüsü kullanılır; hece ölçüsüne ve halk söyleyişine yer verilmez.
Halk Edebiyatı
Halkın içinden çıkan, sade Türkçe ile hece ölçüsünün kullanıldığı samimi ve coşkulu edebiyat geleneğ...
- Halk edebiyatı, İslamiyet öncesi Türk sözlü geleneğinin devamı olarak ortaya çıkmış; anonim ve bireysel ürünlerden oluşur, yazılı olmaktan çok sözlü kültüre dayanır.
- Nazım birimi genellikle dörtlüktür (mani, koşma, destan gibi); hece ölçüsü (7'li, 8'li, 11'li) kullanılır, aruz ölçüsü yalnızca az sayıda âşık tarafından (özellikle divan etkisinde) kullanılmıştır.
- Şiirlerde yarım ve zengin kafiye ile redif sık kullanılır; kafiye örgüsü genellikle abab, cccb, dddb (koşma/mani) biçimindedir, destanlarda ise abab cccb gibi farklı dizilimler görülür.
Tanzimat Edebiyatı
Tanzimat Edebiyatı, 1839-1896 arasında Batı etkisinde gelişen, roman, tiyatro, makale gibi yeni türlerin ilk örneklerinin verildiği, eski-yeni çatışmasının yaşandığı, toplumsal faydayı önceleyen bir edebiyat dönemidir.
- Tanzimat Fermanı'nın ilanı (1839) ile başlar, Servet-i Fünun'un kuruluşuna (1896) kadar sürer.
- İlk kez gazete, tiyatro, roman, makale ve eleştiri gibi Batılı türler Türk edebiyatına girer.
- İlk özel gazete Tercüman-ı Ahval (1860), ilk tiyatro eseri Şair Evlenmesi (1860), ilk roman Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872) bu dönemde yazılır.
Servet-i Fünun Edebiyatı
1896-1901 yılları arasında Batılı anlamda teknik mükemmelliğe ulaşan modern Türk edebiyatının altın çağı.
- Sanat sanat içindir ilkesi mutlak şekilde benimsenmiş, toplumsal ve siyasal konulardan kaçınılarak bireysel temalar işlenmiştir.
- Şiirde Fransız edebiyatından etkilenilerek Parnasizm (biçimsel mükemmellik ve nesnel doğa tasviri) ve Sembolizm (müzikalite ve duygu imgelemi) akımları uygulanmıştır.
- Roman ve hikayede Realizm ve Naturalizm akımlarının ilkelerine uyulmuş, derin psikolojik tahliller ve gerçekçi mekan tasvirleri yapılmıştır.
Milli Edebiyat
1911-1923 arasında Genç Kalemler dergisiyle başlayan, dilde sadeleşme ve Türkçülük ideolojisini merkeze alan edebi dönemdir.
- 1911'de Selanik'te Genç Kalemler dergisinin yayımlanmasıyla başlar.
- Ömer Seyfettin'in 'Yeni Lisan' makalesi dilde sadeleşmeyi savunur.
- Arapça ve Farsça terkiplerin dilde kullanımı reddedilir.
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
Cumhuriyet'in kurulmasıyla başlayan; toplumsal gerçekçilik, saf şiir, garip akımı, ikinci yeni ve mo...
- 1923 Cumhuriyet inkılabı ile birlikte dilin tamamen sadeleşmesi ve halk kültürünün merkeze alınması
- Hece vezninden serbest şiire geçiş ve farklı şiir akımlarının (Garip, İkinci Yeni, Toplumcu) çeşitlenmesi
- Roman ve hikâyede Anadolu halkı, köy yaşamı, işçi sınıfı ve şehirli bireyin varoluş sorunlarının işlenmesi
Fecr-i Âti Edebiyatı
Fecr-i Âti, 1909'da "sanat şahsi ve muhteremdir" sloganıyla kurulan, sembolist etkileri Türk şiirine taşıyan kısa ömürlü ama belirleyici bir edebi topluluktur.
- Sanat, şahsi ve muhteremdir anlayışıyla toplumsal fayda gözetilmez; bireysel duygu ve hayaller ön plandadır.
- Servet-i Fünûn edebiyatının devamı niteliğinde olup, onun ağır ve süslü dil anlayışını sürdürmüşlerdir.
- Fransız sembolist ve parnasyen şairlerden etkilenmişler; özellikle şiirde sembolizm akımını benimsemişlerdir.
Beş Hececiler
Beş Hececiler; hece ölçüsünü, Anadolu coğrafyasını ve saf Türkçeyi şiirin temeline koyan, Milli Edebiyat'ın şiir kanadını oluşturan beş önemli şairdir.
- Şiirlerde hece ölçüsü kullanılmış, aruz ölçüsü tamamen bırakılmıştır.
- Dörtlük nazım birimi esas alınmış, ancak zamanla serbest dörtlük denemeleri de yapılmıştır.
- Konu olarak Anadolu coğrafyası, günlük yaşam, kahramanlık ve memleket sevgisi işlenmiştir.
Yedi Meşaleciler
Yedi Meşaleciler, 1928'de "Meşale" dergisi etrafında toplanan yedi genç şair ve yazarın oluşturduğu, Batıcı ve yenilikçi bir edebi topluluğun adıdır.
- Cumhuriyet döneminin ilk edebî topluluğudur.
- 1928'de 'Meşale' dergisi etrafında toplanmışlardır.
- Yedi şairden oluşur: Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Sabri Esat Siyavuşgil, Muammer Lütfi Bahşi, Kenan Hulusi Koray, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret Solok.
Saf Şiir
Saf Şiir akımı; Tanpınar, Cahit Sıtkı, Necip Fazıl ve Dıranas'ın öncülüğünde müzikalite, bireysellik ve ruhsal derinliği esas alan, toplumsal içerikten uzak bir şiir anlayışını temsil eder.
- Saf şiir anlayışı, şiiri 'saf' ve 'arı' bir sanat olarak görür; şiirin amacını bilgi vermek, öğüt vermek veya toplumu değiştirmek değil, estetik haz uyandırmak olarak tanımlar.
- Bu dönemde şiir dili, günlük dilden ve konuşma dilinden uzaklaşarak ağır, sanatlı, imgesel ve çağrışıma dayalı bir üslup benimser; sözcüklerin yan ve mecaz anlamları ön plana çıkarılır.
- Şiirde musiki (müzikalite) ve ritim büyük önem taşır; ahenk unsurları (uyak, redif, aliterasyon, asonans, vurgu) şiirin temel yapı taşlarıdır ve anlamdan daha öncelikli tutulabilir.
Toplumcu Gerçekçi Edebiyat
Toplumcu Gerçekçi Edebiyat; Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal'in öncülüğünde köy ve emekçi gerçekliğini anlatan, sosyalist estetiğin Türk edebiyatındaki yansımasıdır.
- Toplumcu gerçekçi yazarlar, eserlerinde bireysel duygu ve düşüncelerden çok toplumsal sorunları (işçi sınıfı, köylülük, eşitsizlik, sömürü) merkeze alır; bu yönüyle 'birey' değil 'toplum' kahramandır.
- Eserlerde 'sosyalist gerçekçilik' anlayışı gereği, olaylar diyalektik materyalist bir bakış açısıyla ele alınır; yazar, toplumu değiştirme ve dönüştürme amacı güder, bu nedenle eserlerde didaktik ve öğretici bir üslup öne çıkar.
- Roman ve hikâyede mekân olarak genellikle köy, kasaba, gecekondu, fabrika ve maden ocakları gibi üretim ve emek mekânları seçilir; bu mekânlar, karakterlerin yaşam mücadelesinin ve sınıfsal çelişkilerin sembolü hâline gelir.
Birinci Yeni (Garip Akımı)
Garip Akımı; Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat'ın 1941'de kuralları yıkarak şiiri halkın dili ve gündelik yaşamıyla buluşturduğu devrimci edebi harekettir.
- Şiirde ölçü ve kafiye geleneğini tamamen reddederek serbest şiir anlayışını benimsemişlerdir.
- Günlük konuşma dilini, sokaktaki insanın söyleyişini şiire taşımışlar; süslü ve sanatlı dile karşı çıkmışlardır.
- Şiiri her türlü edebi sanattan ve mecazdan arındırarak 'saf şiir' anlayışını hedeflemişlerdir.
İkinci Yeni Şiiri
İkinci Yeni; Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Sezai Karakoç'un başını çektiği, imge zenginliği ve soyut anlatımı Türk şiirinin zirvesine taşıyan akımdır.
- 1. Anlamın kapalılığı ve belirsizliği esastır; şiir, her okuyucuya göre farklı yorumlanabilir.
- 2. Dilde 'soyutlama' ön plandadır; sözcüklerin temel anlamlarından uzaklaşılarak yeni çağrışım alanları oluşturulur.
- 3. Alışılmışın dışında tamlamalar, sıra dışı bağdaştırmalar ve sözdizimini kıran devrik yapılar kullanılır.